"Yürüyen Sanat"
Sergilenen 150'den fazla ayakkabı İtalyan sanatının inceliğinin evrimini tanıtıyor. Sergi, 3-21 Nisan 2009 tarihleri arasında, İstanbul Cevahir Alışveriş Merkezi'nde ziyarete açık olacak.
Sergilenen 150’den fazla ayakkabı İtalyan sanatının
inceliğinin evrimini tanıtıyor. Sergi, 3-21 Nisan 2009 tarihleri arasında,
İstanbul Cevahir Alışveriş Merkezi’nde ziyarete açık olacak.
“Yürüyen Sanat” sergisi Türkiye ile İtalya’nın ortak çıkarlarına
yönelik kültürel, tarihsel ve ekonomik unsurları tanımak için yeni bir fırsat
olarak değerlendiriliyor. Colosseum Kültür Merkezi’nin yürüttüğü sergi,
İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ve CEVAHİR Alışveriş
Merkezi işbirliğiyle İtalyan Ayı etkinlikleri
kapsamında gerçekleşiyor. Bu girişim, İtalya’da kendi sektöründeki sanayiinin
gelişimini belirleyen ayakkabının tarihsel ve sosyal evrimini anlatıyor. 150’den
fazla ayakkabı, beş asırlık tarih, dizayn ve evrimi, ayrıca yeni buluşların ve
projelerin onu nasıl bir “aksesuar” gibi algıladığımızı ve üretimini gösteriyor.
Sergiyi tamamlayan sinema ve reklam afişleri bir devrin geleneklerini ve yaşam
stilini kısaca hatırlatıyor.
Serginin küratörlüğünü yapan Mimar Luciano Calosso sergiyle
ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: “Sergilenen yüksek moda
ayakkabılar, yalnız İtalya’da üretilmiş ve en büyük İtalyan ve yabancı
stilistlerin imzasını taşıyan ürünlerin bir sentezidir. Bir döneme ait olan
ayakkabılar ise, Colosseum tarafından o devirleri en iyi şekilde temsil etmeleri
için zahmetli bir tarihsel araştırma sonucu seçilmişlerdir. 1700’lere kadar
olanlar orijinal modellerinin sadık bir röprodüksiyonudur, diğerlerinin hepsi
otantiktir. Sergide klasik bale sanatçısı Carla Fracci’nin ve 2006 Dünya Kupası
finalinde futbolcu Francesco Totti’nin giydiği ayakkabılar da var. Bu,
ayakkabının spor ve dans gibi bir takım aktivitelerde başrolde olduğunu
vurgulamak amacıyla düşünülmüştür. Yüksek moda ayakkabıların hepsi, ayakkabı
üreten ve Riva del Brenta’da önemli bir müzeye sahip olan ROSSIMODA firmasının
koleksiyonudur. Onlarca yıldır tiyatro ve uluslararası sinema için ayakkabı
üreten ARDITI firması ise gösteri dünyasında yer alan özgün bir zanaatı temsil
etmek üzere sergiye dahil edilmiştir.”
Serginin yardımcı küratörü,
kostümcü ve stilist Enrica Barbano ise sergiyle ilgili şu
sözleri söylüyor: “Ayakkabı binlerce yıllık bir tarihe sahip ve ortaya çıkışının
ilk dönemlerinden itibaren o kadar itibar gören bir nesne oldu ki, bazı
devirlerde, ayakkabının model ve renk olarak seçimi onu giyen kişinin ait olduğu
sosyal sınıfı bile belirleyebiliyordu.
Orta Çağ’ın sonlarından itibaren
her ayakkabı, modanın ve ayrıca onun uygun olmayan kullanımı sonucu sosyal
sınıflar arasında karışıklığı sınırlama ve yasaklama amacıyla çıkarılan
kanunların konusu olmuştur. Orta Çağ’da ayakkabının daha uzun olması üst sınıfa
ait olmanın göstergesiydi ve zanaatkarlar zengin burjuvazi için gittikçe daha
zarif ve pahalı modeller yaparken düşük gelirli sınıflar için ise kısa
ayakkabılar üretiyorlardı.
Bir başka örnek ise 1464’te çıkarılan
kanunlardır; bu kanunlar Floransa’lı köylülerin ayakkabı giymesini engelleyip
onların yalnız tahta takunya giymesini öngörürler. Aynı devirde, Venedik’te ise
bir üstünlük ve hile aracı olabileceği için, 50 cm.’e kadar olan ayakkabıları
yasaklar.
İçinde bulunduğumuz bu asırda da ayakkabılar, bir aksesuar
olmaktan öte, ruh halimizi, arzularımızı ve ait olduğumuz sosyal sınıfı temsil
eder ve giydiğimiz herşeyden çok kimliğimizi tanımlar. Başkaları tarafından
tanınabilir olma isteği bugün baskın oluyor ve dolayısıyla kişiye özel yapılmış
ayakkabı kullanımı insanlara daha bir keyif veriyor.”
Haberi faydalı bulduysanız tek dokunuşla paylaşın.
Link kopyalandı. Instagram'da yapıştırıp paylaşabilirsiniz.
0 Yorum
Yorum Yap