Yapı Sektörünün Haber Portalı

'Türk bohemi' Fikret Mualla

'Türk bohemi' Fikret Mualla

'Türk bohemi' Fikret Mualla
Yine bir mayıs ayında ama bundan neredeyse 30 yıl önce, 1977'de, Fikret Mualla'nın 130 resmi Paris bedesteninde satılmış ve Türkiye'den tek bir kültür görevlisi ilgilenmemiş. Milliyet Sanat'ta zamanında Ferit Edgü'nün yazdığı bir yazı var, şöyle anlatıyor söz konusu açık artırmayı: "Satışa sunulan resimlerin tümünün, bir tek kişinin koleksiyonundan olduğu belliydi. Bunu, ilkin, Fikret Mualla'nın Fransa'daki birkaç koleksiyoncusundan biri sandım. Sonradan öğrendik ki, söz konusu koleksiyoncu, Paris'in ünlü galerilerinden birinin sahibidir. Ve elindeki
Fikret Mualla'lardan bir bölümünü, belki 'Artık günü geldi' deyip satışa sunmak gereğini duymuştur. 9 Mayıs günü, Hotel Drouot'nun yolunu tutarken, satış salonunu dolduranların önemli bir çoğunluğunun TC elçilik, konsolosluk, ataşelik, kültür, basın, turizm mensupları olacağını umuyordum. Tanrım, ne büyük bir saflık ya da düş kırıklığı! Salon tıklım tıklım doluydu, ama bunlar, Fransız koleksiyoncular, galeri sahipleri, Fikret Mualla'yı tanımış dostları, onun resimlerini seven kişilerdi..."

Söz konusu açık artırmada, Fikret Mualla'nın en verimli ve başarılı dönemi olarak nitelendirilen 1953 - 54 yıllarına ait resimleri satılmıştı. Yine Edgü'nün anlattığına göre bunların arasında yalnızca ikisi, Abidin Dino tarafından 'kurtarılabilmiş', gerisi yabancı koleksiyoncuların eline geçmişti. Sonraki 28 yıl içinde nasıl bir seyir izledi o resimler, kimden kime, nereden nereye yolculuk etti kim bilir. Görünen o ki, büyük bir kısmı yine de dönmüş dolaşmış, vatanını bulmuş: İstanbul Modern'in sergilediği ilk büyük çaplı kişisel sergi olan Fikret Mualla retrospektifi, ünlü ressamın tümü Türk 35 farklı koleksiyondan derlenmiş 250 kadar resim ve deseninden oluşuyor. Bu yapıtlardan yalnızca 9 tanesinin (yanlış saymadıysak) kamusal kültürel mirasımız olarak Ankara Resim ve Heykel Müzesi'ne ait olması ise 1977'deki manzarayı hatırlayacak olursak, eh yine de sevindirici... Bakarsınız ileride yine özel koleksiyoncuların inisiyatifinde kişisel bir Fikret Mualla müzesi de açılır.

Yaşamı boyunca 'Ne yaşayacak, ne ölecek kadar'la yetinmek zorunda kalmış olan Fikret Mualla, değeri sonradan anlaşılan bohem sanatçı mitine tipik bir örnek -1967'de Paris Kimsesizler Mezarlığı'na gömülmeden önce ölümsüzlüğe aday olduğunun farkında mıydı, kim bilir? İstanbul Modern'deki retrospektif, işte bu mit etrafında kurgulanmış: Birkaç kadeh içki karşısında resimlerini teslim eden, dünyayla geçimsiz, akıl ve deliliğin sınırındaki bir adamın alkolle zehirlenen bohem yaşantısı... Retrospektif, bu bohem sanatçı mitini iyice abartıyor; gerçekten de ayrıksı bir karakter olan Fikret Mualla üzerinden Türk resmine bir tür Van Gogh yaratmaya çalışıyor sanki. Kadınlarla ilişkisi sorunlu, insanlarla sürekli kavga eden, rakıyı kana kana içen, sobalı tek göz odasında yaşayan, akıl hastanesinin müdavimi haline gelmiş bir adam bu: İyice edebileştirilerek böyle anlatılan bir yaşam, sanatçının resimlerinden ister istemez rol çalıyor. Tabii adamın yaşamı ana hatlarıyla böyle olunca, melodramın tuzağına düşmek belki de kaçınılmaz? Sonuç olarak Mualla'yı 'Hep sıradışı, çalkantılı, bohem yaşam tarzıyla aktaran bakışı tersine çevirmeyi amaçladığı' duyurulan sergi, tersine çevirmek değil, gerçekte tam da öyle bir bakış açısını yansıtıyor.

Sanatçının yaşamını ve resimlerini 'Kalabalığın İçerisinde Kaybolmak', 'Dostlar, Tanıdıklar, Yabancılar', 'Gecenin Tınıları, Hırsları' gibi başlıklar altında özünde birbirine çok yakın konulu birçok resmi ayrıştırarak sunan sergi, natürmortlar, portreler ya da hayvan resimleri gibi türlere uzansa da Mualla'nın esas konusunun sokaklar ve barlar olduğunu gösteriyor. Hemen her farklı tema altında Mualla, sokaklardaki, barlardaki sürekli hareketin anlık bir çağrışımını duyuruyor; benzersiz bir renk duygusuyla, değişken ruh hallerini hissettiren fırçasıyla, fırçasının ritmiyle, renkli yüzeyin içinden biçimlendirdiği eğreti figürleri ve bütün resimlerindeki o kesif atmosferle, kendine özgü bir görsel dünya yaratıyor. Mualla'nın yaşamını nasıl yaşadığı bir yana, resimlerinde ve resimleriyle 'yaşadığı' gerçekten de ortada. Farklı ruh hallerini duyuran ama hemen hemen aynı konuları, aynı duyguları, aynı kaygıları hissettiren bir resimler dizisi Fikret Mualla'nın birikimi, büyük atılımlar, sıradışı başyapıtlar, hani öyle heyecanlı doruklar ve düşüşler yok: Ama inanılmaz bir moru var, sonra gece mavisi, yeşili, sarısı, kırmızısı... Ve resimden alınan sonsuz bir hazzın ifadesi. Mualla'nın resimleri, en az hayat hikayesi kadar sürükleyici. Belki de uzun yıllar bir daha bir araya gelmeyecek bu resimleri mutlaka görün! 31 Temmuz'a kadar İstanbul Modern'de.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.