Yapı Sektörünün Haber Portalı

Soyut-politik bir bakış

Soyut-politik bir bakış

Soyut-politik bir bakış
İnsan eylemlerinde de karşımıza çıktığı gibi, açık biçimde görünsün ya da görünmesin, sanat yapıtının arka planında, onu üreten sanatçının yorumuyla bağlı olarak ''politik'' bir bakış söz konusudur. Sanatçının dünya görüşü bunu gerektirir çünkü. Bu yöndeki değerlendirme ölçütleri, post-modernist düşünceyle de sınırlı değil. Yönetici kesimin ya da seçkinlerin koruyucu kanatları altında gelişme aşamaları yaşamasından bu yana, ''tavır'' almakla belli bir temsiliyet işlevi yüklenen sanatçı, aynı zamanda politik bir tercih de yapmış oluyordu. Burada sözünü ettiğimiz politik tercihin kapsamını geniş tutmak gerekir ve onu salt siyasal bağlamda düşünmek doğru olmaz. İnsanın günlük yaşamda bütün yapıp ettikleri bile, politik anlamda bir yan tutmanın sonucu olduğuna göre, biçimden içeriğe böyle bir eğilimin zaten içinde bulunan sanatçıyı, bu eylemin odağında düşünmekten daha doğal ne olabilir?

Modernite ile gelenek arasında

Her yeni sergisinde, yeni biçimsel bir yönelişle karşımıza çıkan, ama bunların tümünde de ortak bir çizgi belirleyerek temel yaklaşımının ana ölçütleri konusunda dağılmaktan kaçınmış olan Şenol Yorozlu, büyük boyutlu tuallerinin yanında, onu bu tür çalışmalara yönlendiren ''düşünce'' notlarının da yer aldığı son sergisine ''Osmanlı 2005'' gibi oldukça anlamlı bir başlık koyuyor. Bu konudaki sanat görüşünü açıkladığı ve günlük olayları dipnot olarak düştüğü katalog yazısında, olayların karmaşık ve çelişik yanlarından esinlenerek ilginç bir tablo çiziyor. Bu tablonun ayrıntılarına inildiğinde, Osmanlı'dan günümüze, modernite ile gelenek arasında sıkışıp kalmanın açmazlarına satırbaşı göndermelerde bulunan Yorozlu'nun, sanatta sığ bir modernite anlayışına tutsaklığın ve geleneği yeterince kavrayamamış olmanın yarattığı sorunlar karşısında ''ne yapılabilir'' sorusuna yanıt aradığını görüyoruz. Kuşkusuz bu aşamada yapılabilecek şeyler, sanat kapsamında söz konusu olacaktır; onun ötesi, toplumsal kültür ve siyasetle ilgili yeni ve tutarlı çözümleri gündeme getirir ki bu da dirayetli(!) büyüklerimize, devlet adamlarımızın sağduyusuna kalmış bir iştir.

Sözlük anlamıyla politik içerikli sanat yapmıyor Yorozlu, böyle bir amacı yok. Ama sanat anlayışının arkasını besleyecek ve onu sağlam bir içerikle dolduracak olan ''bakış'' la yükümlü sayıyor kendini. Birkaçını köşelemesine yerleştirdiği ve zeminini küçük lekesel ayrıntılarla dekoratif olmaktan bilinçli bir şekilde uzak tuttuğu resimleri, iki ana unsur çevresinde biçimleniyor: Bunlardan biri, tipik örneğini Mondrian 'da gördüğümüz yatay-dikey bölünmeler, diğeri ise Osmanlı kaftanlarını süsleyen çintemani motiflerin bir uzantısı sayabileceğimiz ya da Osmanlı mimarisinin kubbesel eğrilerini akla getiren yarım daire formunda dizisel ayrıntılar. Yorozlu, sergide de izleklerini gördüğümüz Mondrian kökenli salt-soyut düzenleme anlayışını, bir Mondrian tutkusu olarak ele almıyor. Frank Elgar 'ın bu ressamla ilgili kitabının kapağına koyduğu çizim notlarının altına, ayrıca ''olabilir mi'' diye bir başka not düşmüş. Söz konusu çizimlerde ve sergi alanına yerleştirilmiş başka tasarımsal desenlerde, yarım daire formunu Hollandalı ressamla ilişkilendirerek dolaylı bir yorum tarzına yöneliyor. Yine tual bezinden keserek resim yüzeylerine tel zımbayla koyduğu kolajlarda, soyut biçim nesnelerinin satıh soyutlamasıyla nasıl bir beraberlik oluşturabileceği sorununa çözüm seçenekleri aramakla kalmıyor, düz çizgi ve eğri çizgi arasındaki farklılaşmanın da altını çizmiş oluyor.

Geometrik soyutlama...

Düz çizgi ve eğri, geometrik soyutlamanın temel elemanları olarak, bu eğilim içinde yer almış sanatçıların ilgi alanlarına çokça girmiştir. Ancak Yorozlu'da tanık olduğumuz, ''Postpainterly absraction'' (Ard-ressamca soyutlama) akımının 1950'li yıllarda denemiş olduğu, geometrik soyutlama yönündeki uzantının örneklerine yeni bir göndermede bulunmaktan çok, daha yerel bir bakış bağlamında konuyu bir kez daha irdelemek.

Bursa Yeşil Türbe imgesinden aldığı esinle, diagonal yerleştirilmiş bir tualin yatay-dikey uyumu çerçevesinde yeni bir konsepte olanak verecek bir ilişki zemini aramak, aslında çağdaşlığın evrensel değer kalıplarını sorgulayıcı bir anlam da içermektedir. Yorozlu, böyle bir sorgulamaya girişirken, yerelliğin kalıpçı ve bağlayıcı unsurlarını değil, kendi dışımızda gelişen, ama kendi kültür geleneklerimizle de dönüşümsel bağ kuran yanlarını dikkate alıyor. Yani bağnaz değil bu konuda; arayışın yollarını açık tutuyor. Çağdaş biçimler gibi, geleneğin yaşayan özlerini kullanmaktan yana bir tutum benimsiyor. Örneğin klasik Osmanlı mimarlığını yaşatıyorum diyerek onun kullanmış olduğu mimarlık dizaynını iğdiş edenleri karşısına alıyor, resim planında yöneldiği deneysel tutumla, onları bir özeleştiri yapmaya çağırmış oluyor.

(Şenol Yorozlu'nun sergisi, 25 Şubat'a kadar görülebilir. Tel: 0212 224 74 31)

KAYA ÖZSEZGİN

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.