Yapı Sektörünün Haber Portalı

'İnsansız' modern hayat

'İnsansız' modern hayat

'İnsansız' modern hayat
Daha önce 'modern hayat manzaraları'nı çok sayıda figür kullanarak betimleyen Selim Cebeci, Ankara'da açtığı ilk sergisinde yer alan son resimlerini neredeyse tümüyle insandan 'arındırmış'

14/04/2006 (169 kişi okudu)

ZEYNEP ŞANLIER (Arşivi)
ANKARA - Selim Cebeci'nin Ankara Galeri Nev'de açılan sergisi bir 'ilk' olma özelliği taşıyor. Sanatçı, uzun bir aradan sonra açmış olduğu bu sergiyle hem ilk kez Ankaralılarla buluşuyor, hem de resim izleyicisi daha önceki sergilerdekinden 'farklı' bir Selim Cebeci resmiyle karşılaşıyor. Önceki resimlerinde 'modern hayat manzaraları'nı çok sayıda figür kullanarak betimleyen Cebeci, sergide yer alan son resimlerini neredeyse tümüyle insandan 'arındırmış'.
İlk kişisel sergisini 1999'da açan Cebeci, aslında bir mimar. Daha doğrusu mimarmış. Mesleğe 1972'de ayak basan Cebeci, 1980'de tuvalle 'flört etmeye' başlamış. 1983'te bu sevda büyümüş. Öyle ki mimarlığı bırakmış. Bir süre tiyatro için sahne ve kostüm tasarlamış, reklam filmlerinde sanat yönetmenliği yapmış. 1990'a gelindiğinde her şeyi bırakıp bütünüyle resme yönelmiş Cebeci.
Sergilerini görme şansı bulamamış olanlar biraz hafızalarını zorladıklarında, onun çalışmalarını kitap kapaklarından tanıdıklarını hatırlayacaklar. Örneğin, Murathan Mungan'ın 'Kırk Oda'sının 2002'de yapılan 11'nci baskısı, kapağında Selim Cebeci'nin yaptığı resimle okura ulaşmıştı.
Kent, kentlilik ve yabancılaşma gibi temaları tuvaline taşıyan Selim Cebeci, eski resimlerinde gündelik yaşamın ayak altındaki mekânlarında (metro istasyonları, barlar, kafeler, vs.) olup bitenleri anlatıyordu. Metropol insanının yalnızlığının, 'cilalı imajlar'ın üzerine gidiyor ve ille de mekânı 'konuşturuyordu'. Tuvalde yer alan onca kalabalık hiçbir zaman başrolde olmadıkları gibi hep mesafeli ve hep izleyiciyle ilişkisiz bırakılıyordu ressam tarafından.

Kurgu ile gerçek arasında
Dört yıl aradan sonra açtığı bu sergide ise resimlerin çoğu 'insansız'. Artık başrolde kayıtsız şartsız mekân var. Mekanın taşıdığı anlamla ilgileniyor Selim Cebeci; daha uzun yaşadığı, zamanı taşıdığı ve daha 'sağlam' bir belleğe sahip olduğu için. Yine detayları yakalamak ve bunun için uzun zaman geçirmek gerekiyor tuvallerin önünde. Üstelik de ressam ışığı öylesine ustalıkla tuvaline taşıyor, dokuları öylesine gerçeğe yakın biçimde tuvaline aktarıyor ki, izleyici ister istemez kurguyla gerçek arasında kayboluyor.
Selim Cebeci, her ne kadar fotoğraftan, gerçekçi üslupta çalışıyor olsa da bir yerden sonra ışığın ve renklerin şiddetine, işaret ettiklerine teslim oluyor. Bu noktada biraz da dışavurumcu tarafı konuşmaya başlıyor ressamın. Resimlerin adları izleyiciye ipucu veriyor bu anlamda: 'Kahve', 'Adam', 'Kapı', 'Büfe', 'Gar'... Çok sıradan ve herkesin zihninde çağrışımlar yapacak imgeler.
Oysa dikkat edildiğinde 'Kahve'ye, ki diğer adı da 'Cinnet Kavesi', üzerlerinde minik, yaldızlı ayların bulunduğu kıpkırmızı masa örtüleri, yemyeşil duvarları ve gelişigüzel asılmış Atatürk portresiyle 'bir şey' işaret ediyor. Böylelikle herkesin bildiği biraz daha görünür oluyor; tabii görmek isteyene...
Selim Cebeci'nin resimleri 26 Nisan'a dek Ankara Galeri Nev'de. Tel: 0312 437 93 90

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.