Steven Holl’un Pekin’de gerçekleştirdiği ve kısa zaman önce tamamlanan
karma işlevli “Linked Hybrid” binası, 2009’un “En İyi Yüksek Yapıları” arasında
gösterildi. Yüksek Yapılar ve Kentsel Habitat Konseyi (Council on Tall Buildings
and Urban Habitat - CTBUH) tarafından her sene düzenlenen ödül programının Asya
ve Avustralya bölge ödülünü kucaklayan yapı, farklı kamusal işlevler üstlenen
bir köprünün birbirine bağladığı sekiz ayrı kuleden oluşuyor.

220 bin
metrekareye yayılan Linked Hybrid, Pekin’in eski şehir periferisinde yer alıyor.
Çin’in güncel kentleşme pratiklerine tezat oluşturmak üzere projelendirilen yapı
kompleksi, her yönden kamuya açık ve gözenekli bir kentsel alan vaat ediyor.
750’nin üzerinde konut barındıran kompleks, ticari ve rekreasyonel fasilitelerin
yanı sıra bir otel ve okulu da kapsıyor. “Şehir içinde şehir” mottosuna sahip
Linked Hybrid, çevresinde üstünde ve içinde barındırdığı çok katmanlı mekansal
düzenlemeler ile 2500’ün üzerinde insanı aynı anda barındıracak bir aktivite
mekanı olma iddiasını da taşıyor.

Linked Hybrid dışında CTBUH tarafından
belirlenen ve farklı bölgelerden seçilen dört ayrı finalist yapı daha bulunuyor.
Mimari formda pürüzsüz bir entegrasyon sergilemesi beklenen, kentsel hayatı
iyileştiren ve strüktür sistemlerinde sürdürülebilir tasarım kalitesini tutturan
yüksek yoğunluklu yapılara verilen “En İyi Yüksek Yapı” ödülünün diğer
finalistleri şöyle sıralanıyor:
Amerika: Manitoba Hydro Place,
Winnipeg, Kanada
Avrupa: The Broadgate Tower, Londra,
İngiltere
Ortadoğu ve Afrika: Tornado Tower, Doha,
Katar
2009’un
yüksek yapısı ise, tüm finalist yapıların değerlendirileceği CTBUH Chicago
Konferansı’nda açıklanacak.
Değerli Onur Bey, bu tür yerlerde karşılıklı konuşmak pek adetim değildir. Ancak yorumları okuyan diğer meslektaşlarımız için bir yanlış anlamayı önlemek adına bir hususu belirginleştirmem gerekiyor. "Gökyüzünde yarışmanın birkaç megaloman dışında kime ne faydası var?" şeklindeki cümlemden "onlarda yaşayanları megaloman olarak görmek gibi şiddetli bir tutumun..." şeklinde anlaşılmaması gerekir. Şayet benim yorumumun başında yer alan "İnsana mutluluk vermeyen, sadece bunu yapan, inşa eden bir-iki kişiye menhus bir zevk veren, gayr-i insani bu kuleleri..." ifadesinden bu megolomanların bu kuleleri yapan, inşa eden bir kaç kişi olduğu, oralarda oturan insanların kastedilmediği anlaşılacaktır. İyi, verimli ve güzel çalışmalar dileğiyle.
21. yüzyıl kent kültüründe yüksek yapılara "yoğunluk" bağlamında kentsel ölçekte değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum, günümüzün bir gerçeği yüksek katlı yapılar ve en azından yakın gelecekte varlığını sürdüreceği görülüyor. Bu durumda kendi özgül koşulları içerisinde bu yapıları değerlendirip ödül vermek, bir yandan onları tartışmaya da açmaktır. Onları görmezden gelmek, onlarda yaşayanları megaloman olarak görmek gibi şiddetli bir tutumun içe kapalı ve tartışmadan uzak bir tutum olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki pek çok genç insan için bu gün kent ve yaşam kültürü içerisinde yer etmiş bir rolü varken, bir yerlere "dönmek" arzusu, oldukça naif bir arzu gibi görünüyor.