Haşayiş dünyaya tanıtılacak
Haşayiş dünyaya tanıtılacak
'Kitab'ül Haşayiş', tıp tarihinin önemli yapıtlarından biri. 13. yüzyıldan kalma bu el yazmasının kayıp sayfalarını 10 yıl uğraşarak bulan Dr. Alain Touwaide, kitabı Washington'daki bir sergi için bir araya getirecek
18/04/2006 (97 kişi okudu)
AYŞEGÜL HATAY (Arşivi)
İSTANBUL - Yıllık 2.5 milyon dolara yaklaşan bütçesiyle dünyanın en büyük müze kompleksi ve araştırma enstitüsü olan Smithsonian, 2008 yılında büyük bir sergiye daha ev sahipliği yapacak. Serginin adı 'Eski Şifalı Bitkiler, Yeni Tedaviler'. Doğal Tarih Müzesi'nde açılacak sergide Akdeniz toplumlarının eski çağlarda kullandıkları şifalı bitkilerin çağdaş farmakolojiye uzanan öyküleri izlenecek. 1.5 milyon kişinin ziyaret etmesi beklenen sergi, antikçağdaki tıp aletleri, şifalı bitki örnekleri, bilim adamlarının portreleri, fresk ve mozaikler, haritalar ve elyazmalarından oluşacak. Tabii ki Anadolu da bu sergi için büyük önem taşıyor.
Serginin organizasyonunu yapan Dr. Alain Touwaide son 15 yıldır bizi yakından ilgilendiren bir konu üzerinde çalışıyor: Tıp tarihinin en kapsamlı, önemli eserlerinden 'Kitab'ül Haşayiş'. Bu kitap, antikçağın en önemli tıp bilginlerinden Dioskorides'in yazdığı 'De Materia Medica'nın Arapça çevirisi. Alain Touwaide 1978 yılında bu eseri incelemek için Süleymaniye Kütüphanesi'ne gelmiş. Eser üzerinde çalışırken elyazmasının 32 sayfasının kayıp olduğunu anlamış. Ondan sonra bu kayıp sayfaların peşine düşmüş ve 10 yıllık bir çabanın ardından onları dünyanın çeşitli yerlerinde bulmuş. Şimdi bu eserin eksik sayfalarının da eklenerek bir tıpkıbasımını yapmanın peşinde. Bu kitabı 2008'deki sergiye yetiştirmek istiyor, çünkü 'Kitab'ül Haşayiş' bu serginin olmazsa olmazı. Nitekim sergide kitabın tamamı dijital ortamda sergilenecek. Touwaide ile bu kitabı ve sergiyi konuştuk.
'Kitab'ül Haşayiş'in tıp ve sanat tarihi açısından önemi ne?
Bu elyazması 1224 yılına tarihleniyor. Bu kitapta çok sayıda insan betimlemesiyle karşılaşıyoruz. Ayrıca, bu betimlemeler oldukça sıra dışı. Yunanca elyazmalarında olduğu gibi sadece bitki resimleri yok, bitkilerin etrafında küçük doğal sahneler de betimlenmiş. Böylece bu bitkilerin doğal ortamları, nasıl kullanıldıkları ve neyi tedavi ettikleri anlatılmış. Dioskorides'in yazdığı metinler de böylelikle gerçek yaşamla bütünleşmiş.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde seminerlere katılıyor ve bu eseri tamamlama gayretlerinizi anlatıyorsunuz. Bu kadar ilgi görüyor mu bu konu dünyada?
Evet. 'Kitab'ül Haşayiş'i anlattığım sayısız konferansa katıldım. Aslında sadece kayıp sayfaları nasıl bulduğum değildi ilgi çeken. İslam sanatının içinde bu eserin ayrı bir yeri var çünkü. Bitki betimlemeleri 13. yüzyılda Bağdat'daki diğer örneklerinden çok farklı. Bu konu üzerinde sayısız makale de yazdım ve hepsi çok ilgi çekti.
2008'de Washington Doğal Tarih Müzesi'nde açılacak sergiye nasıl bir ilgi bekliyorsunuz?
Bu konuda bugüne kadar düzenlenmiş en kapsamlı sergi olacak. Şifalı bitkilerin ve onlarla tedavi yöntemlerinin eski Akdeniz toplumlarında antikçağdan modern bilimin başlangıcı saydığımız 17. yüzyıla kadar nasıl geliştiğini anlatmak istiyoruz. Sergiye şimdiden çok büyük bir ilgi var. İnsanlar artık doğal tedavi yöntemlerine dönmenin çok daha akıllıca olduğuna inanmaya başladı, geleneksel olana dönüş yaşanıyor. Ben 1975'ten beri bu konuda çalışıyorum. Antikçağ metinlerinin büyüyle filan ilgisi olmadığını, bitkilerin işe yaramayan kullanım alanlarından bahsetmediğini savunuyordum. Ancak bir sorun vardı: bu bilgilerin doğru olduğunu bir biçimde kanıtlamam gerekiyordu. Şimdi bu görüşüm bilimsel kurullar tarafından kabul gördü ve ben de bunu sergide göstereceğim. Antikçağda kullanılan bitkiler gelecekte de belki kullanılacak. Bu nedenle serginin adı: 'Eski Şifalı Bitkiler, Yeni Tedaviler.'
Bir de sizin bir hayaliniz var. 'Kitab'ül Haşayiş'in bir tıpkıbasımını yapmak, eksik sayfalarıyla birlikte yeniden basmak... Bu konuda neler yaptınız?
Eserin sadece kayıp sayfalarıyla birlikte tıpkıbasımını yapmakla kalmayıp orijinal dizilişine de yeniden kavuşturmak istiyorum. Çünkü bu kayıp sayfalar asla gerçek kopyanın içine konulmayacak, yani eser hiçbir zaman tamamlanmayacak. Bu nedenle en azından tıpkıbasımında eserin tamamının elimizde olması çok büyük bir olay. Bu yapılabilirse İslam sanatı, eczacılık ve sanat tarihi açısından bir dönüm noktası olacaktır.
Haberi faydalı bulduysanız tek dokunuşla paylaşın.
Link kopyalandı. Instagram'da yapıştırıp paylaşabilirsiniz.
0 Yorum
Yorum Yap