Artık 99 yaşında olmasına rağmen tasarım yapmaya devam eden Eva Zeisel, tasarımı sanatla bütünleştiren bir isim. Tasarımları birer yapıt niteliği taşıyan Zeisel'in çalışmalarını izlerken, bir tabloyu ya da heykele bakıyormuşum hissine kapılırım. Yaşadıkları, çalışmalarına yansıyan tasarımın bu hüzünlü ustasının çarpıcı bir hayat hikâyesi var...
1906'da Budapeşte'de doğan Eva Stricker (genç kızlık soyadı), 17 yaşında ressam olma niyetiyle Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi. Fakat annesi, güzel sanatlar riskli olduğundan, hayatını kazanması için ticaret öğrenmesi yönünde baskı yapıyordu. Böylece Eva, geleneksel çömlekçiliğin ticaretini öğrenmeye başladı. Genç çırağın ticaretteki hayatı her zaman kolay ve kazançlı değildi, fakat Eva vazgeçmedi ve kalfalığa terfi etti. Bundan bir yıl sonra çalışması Philadelphia Sesquicentennial'da gösterildi ve burada adından söz ettirdi.
Bundan sonra Budapeşte'de Kispester fabrikasında tasarımcı olarak çalıştı. Sonra ticaret gazetelerine kalfalığa terfi ettiğinin ve iş aradığının ilanını verdi ve birçok teklif aldı. "Neden diğerlerinden farklı olanı seçtiniz?" diye sorulduğunda, "Çünkü evden en uzakta olan oydu" diye cevapladı.
Tecrübesini ve yeteneklerini geliştirmek için seyahat etmek istiyordu. Berlin'e taşındı, Hamburg ve Avrupa'daki fabrikalara gitti. 1932'de birçok idealist genç sanatçı ve aydının yaptığı gibi, yeni artistik ve sosyal hareketi tecrübe etmek üzere Rusya'ya gitti. Tecrübeli bir endüstri tasarımcısı olarak, seramik endüstrisinin modernizasyonunda pozisyon teklif edildi, buradaki yaratıcılığı ve dinamizmi onu ayakta tuttu. Merkezi bir imalathane için verilen çabaları anlamak ve koordine etmek için Rusya'nın birçok yerine seyahat etti, bu imalathane bir süre sonra halkın evine "porseleni" sokacaktı... Çabaları takdir gördü ve kısa bir süre sonra Leningrad'daki Lomonosov fabrikasına transfer oldu (Çarlığın eski porselen fabrikası). Bu, onun bütün ülkede porselen ve cam endüstrisi sanat direktörü olmasını sağladı.
Buna rağmen, 1936'da Stalin'in hayatına komplo kurmaktan suçlanarak tutuklandı. Çoğu hücre hapis olmak üzere, 16 ay NKVD (Eski KGB) hapishanesinde yattı. Beyin yıkama, işkence ve her yeni günün kendisi için son olacağı düşüncelerine maruz kaldı. Sonra bir gün umulmadık bir şekilde hücresinden çıkarıldı, idam korkusunun aksine kendisini Avusturya'ya giden bir trende buldu. (Arthur Koestler, en yakın dostu, "Gündüz Karanlığı" kitabında Zeisel'in hapishane günlerini yazdı). Nasıl hapse girmesinin sebebini bilmiyorsa, çıkma sebebini de hiçbir zaman bilemedi. Anschluss döneminde Avusturya'yı terk etti, İngiltere'ye gitti ve orada kendisini yedi sene bekleyen Hans Zeisel ile evlendi, 1938'de sürekli kalacakları New York'a gittiler.
Amerika'da Sears ve Roebuck için ilk tasarımlarını yaptı. Ondan sonra Hall China, Red Wing China, Castleton China, Norleans Meito (Japonya), Western Stoneware, Hyalyn, Phillip Rosenthal (Almanya), Mancioli (İtalya), Federal Glass, Heisey Glass, Noritake (Japonya), Nikkon Toki (Japonya) gibi birçok firma için tasarımlar yarattı. Zeisel mesleki saygınlığını ve tanınırlığını Castleton China ve Modern Sanatlar Müzesi'nin komisyonuna girerek arttırdı, tasarımı olan bir dizi yemek takımı 1947'de Modern Sanatlar Müzesi'nde sergilendi.
1982'de Sanat İçin Ulusal Bağış Fonu'ndan Senior ödülünü aldı ve 1984'de Montreal'de sponsorluğunu The Smithsonian Institution Traveling Exhibition Service ve Musee des Arts Decoratifs'in üstlendiği gezici serginin konusu oldu. 1939'dan 1952'ye kadar Brooklyn'deki Pratt Enstitüsü'nde seramik sanatları ve endüstriyel tasarım öğretti. Brohan Museum, Berlin; The British Museum; The Brooklyn Museum; The Metropolitan Museum of Art; The Museum of Modern Art; The Victoria and Albert Museum ve daha birçok müzede çalışmaları bulunuyor. Birçok müzede geçmişle ilgili çalışmalarının yanı sıra çok sayıda ders verdi ve iki onursal doktorası var.
Nisan 2004'de Budapeşte'deki bir sergisinde şövalyelik unvanına eşdeğerde bir madalyayla ödüllendirildi. Kasım 2004'de kraliyet endüstri tasarımcıları tarafından kraliyet tasarımcısı unvanına layık görüldü. Bu ödül, İngiltere'de İngiliz vatandaşı olmayan bir tasarımcının alabileceği en yüksek övgülerden biridir. 2004'de bir sergisi Knoxville Museum of Art'da sergilendi, bundan sonra Milwaukee Art Museum'a sonra da 2005'in başlarında Washington'daki Hillwood Museum'a gitti bu sergi.
Etkileyici bir hikâye... Hayatını ve yaşadıklarını tekrar tekrar okudukca tasarımlarına ve tasarıma bakışım yeniden şekilleniyor. Çünkü Eva Zeisel bütün bunlardan sonra kabuğuna çekilip sakin bir yaşam sürebilirdi. Aksine tasarımı seçti ve değer biçilemeyecek güzellikteki çalışmalara imzasını attı ve atıyor. Eva Zeisel'i biraz olsun yakından tanımak ve çalışmalarını izleyip, sahip olmak istiyorsanız, Maslak'taki Koleksiyon'a uğramayı unutmayın.
Haberi faydalı bulduysanız tek dokunuşla paylaşın.
Link kopyalandı. Instagram'da yapıştırıp paylaşabilirsiniz.
0 Yorum
Yorum Yap