Habip Aydoğdu 30. sanat yılına denk gelen sergisine 'İzler' adını koydu. Sanatçı teknolojiyi kullanırken temkinli davranıyor: Malzeme öne çıkmasın, ona yenilmeyeyim diye çalışıyorum.
Habip Aydoğdu'nun her sergisi bir önceki sergisinin izlerini taşıyor. Kendisinin de dediği gibi üzerine basa basa, eklene eklene oluşan bir resim dili var Aydoğdu'nun. Ortaköy Sanat Galerisi'nde sanat hayatının 30. yılı şerefine açtığı 'İzler' başlıklı sergisi de sanatçının eski resimlerinden etkiler gösteren ama oldukça 'taze' bir sergi... 'İzler'deki resimleri sanatçının tuvale daha fazla müdahalelerde bulunduğu bir döneme ait. Ortaköy Sanat Galerisi'nde buluştuğumuz Aydoğdu, serginin başlığında yer alan sanat hayatının 'İzler'ini anlattı.
'İzler' başlıklı sergi sanat hayatınızın 30. yılına denk geliyor. Ne tür değişimler yaşadınız bu süreçte?
Birbiri üzerine basa basa, eklene eklene oluşan bir resim dilim var. Birdenbire gömlek değiştirir gibi değişim yaşamadım hiç. Her yeni sergide birkaç tane işaret veriyorsun gelecek sergiyle ilgili ve sürekli böyle katlanarak geldi. Burada gün yüzüne çıkmamış resimlerimin bile izleri var. Ressamlarda bir başka ressamı yorumlama geleneği vardır. Doğal yoldan olur bu ama ben öyle yapmadım. Ben 30 yıl önceki konuları bugün nasıl yorumlarım. Bugünkü Habip duyarlılığı ve birikimiyle neler yapabilir bunun peşindeyim. Tortulanmış, küllenmiş eski resimlerin izlerini hep hissedersin.
'Benim için değişim, kendi rotası içindeki oluşum ve gelişimdir' diyorsunuz. Kendinize 'çizdiğiniz' bu rota nedir?
Dünya çok hızlı dönüyor. Bizler de hızla değişiyoruz. Garip bir teknoloji çağı bizi ve sanatı da etkiliyor. Sonuç olarak beni ve düşüncelerimi de etkiliyor. Mesela insan kendini sele ve fırtınaya kaptırıp savrulabilir. Öyle olan arkadaşlarımı görüyorum. Fazla duyarlılar aslında ve onun kurbanı olabiliyorlar. Teknoloji kavuruyor. Ben de bunları izliyorum. Teknolojiden de yararlanıyorum. Ancak hepsinde öncelikli derdim, resmim. Malzeme bana hizmet etsin. Malzeme benden öne çıkmasın ve yenilmeyeyim ona diye çalışıyorum. Çoğunlukla kavram, sanatın önüne çıkıyor; boğuyor. Ya da teknoloji, karitatür, fotoğraf, politika boğuyor. Bunları başka estetik biçimde söylemeli sanatçı. Estetik olması da şart değil. Beyin burada gayet önemli.
Beyin önemli derken düşünceyi mi öne çıkarıyorsunuz?
Sadece düşünce değil. Dünyada olduğu gibi bizde de iki kutup çatışıyor. Bir grup formu, bir grup da düşünceyi ön plana çıkarıyor. Nasıl yaptığın önemli değil ne yaptığın önemli. Birinde ne söylediğin değil ne yaptığın önemli. Bu olmaz. Hayatta bunların kalıcı olma şansı yok. Önemli olan ikisini de önemsemek, ortada buluşmak. Başka türlü mümkün değil. Dünyadaki en farklı, en insani düşünceyi sun ama doğru bir estetikle ve birikimle sunamıyorsan bir şey ifade etmez. İşin kolayına kaçıyorlar. Hiçbir şeyin yapayını sevmiyorum. Ben hayata tutunsun ve sahici olsun istiyorum. İnsanlar kendi kendilerini kandırıyor. Hani Nâzım diyor ya Abidin Dino'ya 'Mutluluğun resimini yapabilir misin, ama kolayına kaçmadan.' Böyle çözmeli, çalışmadan, iki bilgisayar müdahalesiyle olmaz.
Resim yaparken sanki farklı bir boyuta geçiyormuşsunuz gibi bir his var çalışmalarınızda. Öyle mi?
Yaparken farkına varmıyorum çoğunlukla; resim zaten benim için söylediğiniz gibi bir trans olayı. Çoğu zaman kendisi akıp gidiyor, ben sadece sonradan yön veriyorum birikimimle. Su içer gibi gidiyor eski dönemlerin izleri...
Habip Aydoğdu'nun 'İzler' sergisi 5 Nisan'a kadar Ortaköy Sanat Galerisi'nde görülebilir.
Tel: 0212 236 59 01
Haberi faydalı bulduysanız tek dokunuşla paylaşın.
Link kopyalandı. Instagram'da yapıştırıp paylaşabilirsiniz.
0 Yorum
Yorum Yap